İNCE: “KATAR KAPILARINDA SÜRTÜYOR; 3-5 MİLYAR DOLAR İÇİN”

İNCE: “KATAR KAPILARINDA SÜRTÜYOR; 3-5 MİLYAR DOLAR İÇİN”

ABONE OL
Temmuz 24, 2022 01:19
İNCE: “KATAR KAPILARINDA SÜRTÜYOR; 3-5 MİLYAR DOLAR İÇİN”
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Muharrem İnce, “Bu millet sürtük değil, bu millet sürtmüyor. Ama sen Katar’ın, Birleşik Arap Emirlikleri’nin, Suudi Arabistan’ın kapısında 3-5 milyar dolar için sürtüyorsun.”

Memleket Partisi Genel Başkanı Muharrem İnce, partisinin 1. Olağanüstü Kurultayı’nda gerçekleştirdiği konuşmada iktidara da ve muhalefete de sert eleştirilerde bulundu. Konuşmasında “Ne diyor Amasya Genelgesi’nde? Bir, vatanın ve milletinin bağımsızlığı tehlikededir. İki, İstanbul Hükümeti görevini yapamamaktadır. Üç, milletin bağımsızlığını yine milletin azim ve kararlılığı kurtaracaktır. Biz de buna inanıyoruz. Ankara hükümeti görevini yapamamaktadır. Vatanın ve milletin geleceği tehlikededir. Ama yine tek güvencemiz bu millettir; bu milletin vicdanıdır” dedi.

İnce konuşmasına şu şekilde devam etti:

“Seneye tam 100 yaşında olacak Cumhuriyetimiz. Büyük problemlerimiz var. Ekonomik problemlerimiz var. Siyasi problemlerimiz var. Demokrasiyle ilgili sorunlarımız var. Terör, dış politikayla ilgili sorunlarımız var. Tarımda, sanayide, üretimde sorunlarımız var. Sığınmacı sorunumuz var. Geleceğe güvenle bakamayan bir gençliğimiz var. Para bulunur, mülteci gönderilir, bütün bunlar çözülür ama geleceğe umutla bakamayan bir gençliğin sorunlarını çözmek en zordur.

TEK SORUMLU ERDOĞANDIR
1994 kirinizi gördük, 2001 krizini gördük ama ilk kez şaşkınlıkla izliyorum. Benim hesabım kitabım şaştı. Geçen gün yolda koruma, şoför ben 3 tane etki kuru fasulye yedik 520 lira. Restoran hesabı bu. Yahu kuru fasulye. Artık biri 850 liralık bir ürüne 3 bin 850 lira dese 3 bin 500’e olur mu deriz. Benim hesabım şaştı. Ekonomist olmaya gerek yok. Batırdı bu Erdoğan, bu memleketi batırdı. Türkiye’de artık zengin bir azınlık var, yoksul bir çoğunluk var. Sadece yurttaşlar borçlu değil. Devlet de borçlu. Yurttaş da devlet de gırtlağına kadar borçlu. Bunun tek bir sorumlusu var Erdoğan; Erdoğan’ın inadı, Erdoğan’ın kibrİ, Erdoğan’ın iş bilmezliğidir.

“3-5 MİLYAR DOLAR İÇİN SÜRTÜYORSUN”
2018 yılında meydanlarda kendisiyle yarışırken “ver yetkiyi gör etkiyi” dedi. Verdik yetkiyi, gördük sonucunu. Memleketin hali içler açısı. Umudumuz Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan. Millete “sürtük” diyor ya. Katar kapılarında sürtüyor 3-5 milyar dolar için. Kim sürtük? Sürten kim? Bu millet sürtük değil bu millet sürtmüyor. Ama sen Katar’ın, Birleşik Arap Emirlikleri’nin, Suudi Arabistan’ın kapısında 3-5 milyar dolar için sürtüyorsun.

KATİLE DOSYAYI VERDİN
Bu BAE, 15 Temmuz’un finansörü değil miydi? Öyle demiyor muydun? “Bu can bu bedende olduğu sürece” gibi Suudi Arabistan ile ilgili sözlerin yok muydu? Katile dosyayı verdin, katile! Cemal Kaşıkçı’nın katillerine dosyayı teslim ettin. Ne için, 3-5 kuruş para için.

NAS VARSA YÜZDE 56 FAİZ ARTTIRMAK HARAM DEĞİL Mİ?
Kur Korumalı Mevduata 37 milyar lira gitti. Tüm Türkiye’de tarıma verdiği para 29 milyar, KKM’ye verdiği para 37 milyar. Nas vardı değil mi? Nas vardı ama kamu alacaklarının gecikme faizini yüzde 56 artırdı. Nas varsa yüzde 56 faiz artırmak haram değil mi? Ona değil. Alırken değil. Erdoğan’ın mantığı bu.

ARADAKİ FARK ERDOĞAN’IN
Dünyada kriz var diyor, pandemi var, savaş var sorumlusu ben değilim diyor. Geçen sene Brent petrol 70 dolar, bugün 100 dolar. Yüzde 40 artmış. Geçen sene mazot 7 lira. 30 liraya çıkmış şimdi 25 lira. Dünyada yüzde 40 artmış, Türkiye’de yüzde 250 artmış. Eğer dünyada 40 arttıysa Türkiye’de de 40 artsaydı Erdoğan haklı olurdu. O zaman dünyada problem var biz de payımızı aldık derdik. Ama Türkiye’de yüzde 250 artmış. O aradaki 210 var ya o Erdoğan’ın yanlış yönetimi.

BIRAK İLK 10 EKONOMİYİ 23’E DÜŞECEĞİZ
Dünya’da gıda fiyatları yüzde 23 artmış, Türkiye’de yüzde 93,93. Bu TÜİK çok güzel yalan söylüyor. 93,93 nasıl denk getirdin mübarek. Bu kadar güzel yalan söyleyeni ilk kez görüyorum. Dünyada 23 artıyor Türkiye’de yüzde 93 artıyor, aradaki 70’in sorumlusu Erdoğan’dır arkadaşlar. Biz çözeriz, sabredin, şükredin diyor. Muhalefet edene de şükürsüzler diyor. Nasıl çözecek? 2023’de bir daha beni seçin o zaman çözeceğim. Ya 20 sene önce söyledin sen bu masalı. 20 sene önce ne dedin? Cumhuriyetin 100. Yılında 2 trilyon dolar, milli gelir, kişi başına gelir 25 bin dolar, 500 milyar dolar ihracat olacak, ilk 10 ekonomi arasına girecektik. Bunlar oldu mu? Olmadı. Üçte biri bile olmadı. İlk 10 ekonomiyi bırak 23’e düşeceğiz 2022’nin sonunda.

MİLLETİ AVUTUYOR
Bu arada milleti neyle avutuyor? Pazartesi günü doğalgaz buluyor, salı günleri petrol buluyor, çarşamba nadir element buluyor, perşembe uzaya gidiyor, cuma günü namazdan sonra basın toplantısı, cumartesi jelibon buluyor, pazar günü tatil olsun artık o kadar çalıştı. Bir gün de tatil olsun. Memleketin geldiği nokta bu.

TÜRKİYE’NİN EN BÜYÜK FAİZCİSİ ERDOĞAN’DIR
Türkiye’de bütün sektörler küçülürken, tarım çökerken eğitim çökerken, vergi oranları almış başını gitmişken, her sektör zordayken bir sektör var ki büyüme rekoru kırdı. Yüzde 1000 büyüyen banka var. Bankacılık sektörü ilk 2022’nin ilk 5 ayda yüzde 434 büyümüş. Hani arabanızın deposunu dolduramıyorsunuz, doğalgaz faturanızı ödeyemiyorsunuz. Peynir alırken pahalı geliyor, ödeyemediğiniz kredi kartlarınız var ya. O paralar nerede biliyor musunuz? Aziz milletim senin peynirin, ekmeğinin, sütünün paralarını Erdoğan senin cebinden aldı. Bankaların kasasına koydu. Türkiye’nin gelmiş geçmiş en büyük faizcisi Erdoğan’dır.

EĞER ONLARA TESLİM OLUYORSAN LİDER MİDER DEĞİLSİN
İşler iyi giderse büyük lider Erdoğan yaptı. İşler kötü giderse dış güçler, gezi olayları, muhalefet, 2001 krizi. Alparslan’ın, Fatih Sultan Mehmet’in, Atatürk’ün döneminde dış güçler yok muydu? Ecevit’in, Demirel’in, Özal’ın döneminde dış güçler yok muydu? Aziz milletim bu dış güçler masalına inanma, Erdoğan senin saflığına güveniyor. Dış güçler bin sene önce de vardı. Bin sene sonra da var olacak. Önemli olan hem dünya lideriyim deyip hem de dış güçler bize müdahale ediyor diyemezsin. Eğer sen lidersen dış güçleri de elinin tersiyle itersin. Eğer sen onlara teslim oluyorsan, lider mider değilsin zaten!

BAĞIMSIZ YARGI BAĞIMSIZ MERKEZ BANKASI DOLARI DÜŞÜRÜR
Ne yapılmalı? Bizim Memleket Partisi olarak diğer partilerden farkımız şu. Biz eleştiririz ama yol da gösteririz. Hem iktidara hem de muhalefete yol gösteririz. Bakın söylüyorum. Memleketi Partisi olarak Erdoğan’a önerimizdir. Bir; Erdoğan yargıdan elini çek. İki; söz dinleyen değil, işini bilen işin ehli insanlarla çalış. Merkez Bankası, TÜİK, EPDK, BDDK gibi kurumların işlerine karışma. Rekabete açık bir Kamu İhale Kanunu çıkar. İfade ve düşünce özgürlüğüne müdahale etme. Unutma ki bağımsız bir yargı, bağımsız bir Merkez Bankası doları düşürür. Doları düşürmek istiyorsan bağımsız yargın, bağımsız merkez bankan olacak. Bunlar yoksa çok beklersin dolar düşsün diye.

TARIMI STRATEJİK BİR SEKTÖR OLARAK GÖRMEDİLER
Bu ülkeye en büyük kötülüğü yaptıkları alanlardan birisi de tarım. Tarımı bitirdiler. Çünkü tarımı hiçbir zaman stratejik bir sektör görmediler. Civciv, tohum, yem, ilaç dışardan geliyor. Son dönemlerde çobanlar da ithal. Bunlara sorsan yerli ve milliler. Buğdayın, mercimeğin ana vatanı Türkiye. Ama Kanada’dan mercimek, Ukrayna’dan buğday alan bir Türkiye var. Şeker fabrikalarını haraç mezat sattılar. Cumhuriyeti kuranlar şeker fabrikaları neden açtılar biliyor musunuz? Cumhuriyetin ilk yıllarında çocuklarımız isalden ölüyordu. Onlara en önemli gıda şekerli suydu. Memleketin dört bir köşesine şeker fabrikaları açarak, çocuklarımızı isalden kurtardılar. Ama bu haramzadeler hepsini sattı. O şeker fabrikaları sadece pancar işlemiyordu. Fabrikanın içinden tiyatro vardı. Kültür sanat vardı. Eğitim vardı. Bunların hepsini yok ettiler. Cumhuriyetin bütün değerlerini ayaklar altına aldılar.

PARAN OLSA DA ALAMAZSIN
En büyük yanlışları şu oldu. Paramız var dışardan alırız. Alamazsın, bazen para işe yaramaz. Savaş çıkar, kıtlık olur, salgın olur, deprem olur, sel olur. Paran olsa da alamazsın. İşte şimdi onu görmeye başladık. Memleketin gıda ve beslenmeyle ilgili ciddi problemleri var. 10 yıl içinde bir su problemimiz var. Eğer çözüm bulunmazsa. 10 yıl sonra çocuklarımız ciddi bir su kıtlığıyla karşı karşıya kalacaklar. İşte bunları içeren Memleket Partisi’nin bir raporu var.

ÇÖZÜM ÖNERİLERİMİZİ SİYASİ PARTİ LİDERLERİNE İLETTİK
Çözüm önerilerimizi bir rapor haline getirdik. 19 siyasi partiye bir mektup yazdık. Size bunu sunmak istiyoruz. Kim randevu verirse üşenmeden gidip anlatacağız. Çok meşgullerse, size randevu veremeyiz güvenliğe bırakın derlerse güvenliği de bırakırız. Pek çok siyasi parti başkanı randevu verdi. Sayın Davutoğlu, Sayın Erbakan, Sayın Özdağ, Sayın Bahçeli, Sayın Aksakal randevu verdiler gittik anlattık. Bir sürü gereksiz eleştiri yaptılar. Bahçeli’ye niye gittin. Ya kardeşim tarımla ilgili rapor sunmaya gittik. Onu eleştireceğine Kılıçdaroğlu, Akşener neden randevu vermedi diye sorsana, eleştirsene.

MEMLEKETİN İYİLİĞİ İÇİN KULLANIN
Ben teşekkür ederim randevu verenlere. Diğerleri dediler ki genel başkan düzeyinde görüşmeye gerek yok. Genel başkan yardımcıları görüşsünler. Tamam dedik. Biz memleketin aşını, sofrasını, tarlayı, ahırı, merayı, serayı konuşuyoruz. Biz memleketin evlatlarının beslenmesi için gıdası için kim randevu verirse gider anlatırız. Proje bizim hiç önemli değil, beğendiğiniz yerleri alın yapın, kullanın memleketi iyiliği için. Kopyaya alışkınsınız çekmek serbest.

FETÖCÜ DİYE EL KOYDUKLARI ŞİRKETLERİ PAYLAŞTILAR
15 Temmuz daha yeni geçti. Meclisi bombaladı bu hainler. TBMM el koydu olaya. Bir komisyon kuruldu. Komisyon, bir rapor yazdı. İşin ilginci komisyonun yazdığı bu rapor, genel kurulda görüşülmedi. Yani kendisini bombalayanları, komisyon raporunu genel kurulda görüşemeyecek kadar aciz bir TBMM var. Gazi Meclis ilk kez bu duruma düştü. Bakın ne oldu? FETÖ’den dolayı TMSF’ye devredilen şirketler var ya. Bu şirketleri kendi aralarında paylaştılar. FETÖ’cü diye el koydukları şirketleri AKP’liler kendi arasında paylaştı. FETÖ’nün yerini başka cemaatler aldı. Akıllanmayacaklar bunlar. Aldatıldık diyorlar ya. Bir iki sene sonra tekrar pardon yine aldatıldık diyecekler. FETÖ gitti, başka cemaatler geldi.

MUHALEFET NE YAPTI?
Yargıyı FETÖ ile bunlar bozdu. 2010 Referandumu ilk orada başladı iş. 2010 Referandumu’nda yargıyı FETÖ’ye teslim ettiler. Bu muhalefet ne yaptı? HSYK vardı. Hakimler Savcılar Yüksek Kurumu. Bunun adı şimdi HSK oldu. Yükseği kaldırdı. Neden; ondan yüksek kimse olmaz. Tek yüksek o dur. Bunun 13 üyesi var. Biri bakan, biri bakan yardımcısı. 4 tanesini Cumhurbaşkanı doğrudan atıyor. 7’sini meclis seçiyor. 1 CHP’ye verdiler. 1 MHP’ye verdiler. 2 İYİ Parti’ye verdiler. 3 de AKP aldı. CHP’ye sesleniyorum. Sen 13 üyeden 1’ini alsan ne olur, almasan ne olur? Şimdi senin yargıdan şikâyet etmeye hakkın var mı? Bir üyeyi, Kılıçdaroğlu’nun hemşerisini HSK üyesi yapacağım diye. Hadi oradan be! Hadi. Kimi kandırıyorsunuz? 1 üye. Reddediyorum diyeceksin. Elinin tersiyle iteceksin. 1 üyeye tav olursan 1 elma şekerine gidersin. İlkeli olacaksın ilkeli. Sizin yargıdan şikâyet etmeye ne hakkınız var şimdi?

MEMLEKETİN YARGISINI SATAN MUHALEFETİN TA KENDİSİDİR
Bak sonra ne olmuş? Gezi Davası’nda muhalefet şerhi düşen hakimi, İstanbul’dan alıp, Tokat’a sürmüşler. Cemal Kaşıkçı’nın Suudi Arabistan’a dosyasının iadesine şerh düşen hakimi almışlar Kahramanmaraş’a sürmüşler. Ey muhalefet. Reza Zerrab’ın yurt dışı yasağını kaldıran başsavcı vekili olmuş. Muhalefet niye konuşamıyorsun? Bu muhalefetin yargıyla ilgili tek kelime etmeye hakkı yoktur. Bu muhalefet AKP’nin yargıda ortağıdır. Bir üyeye tav olan, bir elma şekerine kandırılan, genel başkanının hemşerisini HSK üyesi yapacağım diye bu memleketin yargısını satan muhalefetin ta kendisidir.

BU TRT DE BU HALK TV DE ÖCALAN KARDEŞİDİR
Gelelim medyaya. Medyanın yüzde 85’i iktidara ait, yüzde 15’de muhalefete ait. Aslında muhalefet de iktidar. Merkezi yönetim AKP’nin elinde. Belediyelerde muhalefetin elinde. Bir zamanlar kitaplarımı verdim bu HALK TV’ye satın geliri sizin olsun diye. Beş kuruş almadım. Demokrasi için yaptım bunu. Tek kelime beni göstermiyorlar. Mesela Osman Öcalan TRT’ye çıkıyor Muharrem İnce çıkamıyor. HALK TV’ye Sayın Öcalan diyenler çıkıyor Muharrem İnce çıkamıyor. Bu TRT de bu HALK TV de Öcalan kardeşidir.

BU DİYANETİ HİZAYA GETİRECEĞİZ
Türkiye’de netameli konulara hiç girmez muhalefet. Memleket Partisi’nin öyle bir derdi yok. Memleket Partisi başta genel başkanı olmak üzere, herkes ilkeli siyasetten yanadır. Örneğin diyanet! Yurtlarda, kurslarda çocuklara tecavüz oluyor mu? Taciz oluyor mu? Muhalefet tek kelime bunu gündeme getiriyor mu? Aman diyor rahatsız olurlar. Kim rahatsız olursa olsun bu diyaneti hizaya getireceğiz. O diyanet işleri başkanına 30 Ağustos’ta 29 Ekim’de cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e Fatiha okumasını öğreteceğim. Ona öğreteceğim bunu. Eğer 29 Ekimlerde 30 Ağustoslarda cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa kemal Atatürk’e hakaret eden ona bir Fatiha’yı çok gören bu Diyanet İşleri Başkanı’na hesap sormazsam adam değilim. Nefret kusuyor, tarihimizle alay ediyor, hakaret ediyor, insanları bölüyor. Yurtlardaki tacizleri, tecavüzleri konuşmuyor, yolsuzlukları rüşveti konuşmuyor; Atatürk’e hakaret ediyor. Kimsin sen?

SELANİKLİ İLE İDLİBLİYİ BİR TUTMAK CAHİLLİĞİN DANİSKASIDIR
İlk kez cehaletin bilime, kibrin bilgiye karşı kendini güçlü hissettiğini görüyorum. Ama biz bilimin, bilginin gücüne inanıyoruz. Çıkıyor birisi Selanikliler, Sebataycı’dır diyor. Çıkıyor bir geri zekalı İdlibli de bir Selanikli de bir diyor. Bakın Selanik Türk toprağı olduğunda İstanbul Bizans toprağıydı. Yani önce Selanik Türk toprağıydı. İstanbul daha sonra oldu. Osmanlı bir Anadolu devleti değil, Osmanlı bir Balkan devleti. Önce oralar alındı. Selanikliler gezmeye gitmedi ki oraya. Osmanlı yeni topraklar elde ettiğinde Anadolu’daki insanları, Türkleri aldı. Oraya yerleştirdi. Sonra topraklar kaybedilince Anadolu’da Rumlar vardı, Selanik’te Türkler vardı Anadolu’daki Rumlar ile Selanik’teki Türkleri değiş tokuş yaptılar. Oradaki topraklar verildi, buradaki topraklar alındı. Ben de baba tarafından Selanik kökenliyim. Selanikli ile İdlibli’yi bir tutmak cahilliğin daniskasıdır. Benim dedelerim Selanik’e gezmeye gitmedi. Osmanlı gönderdi, topraklar kaybedilince geri geldi. Evladı Fatihanızız biz. Bizi sığınmacılarla bir tutan geri zekalılara verilecek cevabımız her zaman vardır. İstersen Kurtuluş Savaşı kahramanlarına bak. İstersen Kurtuluş Savaşı’nın komuta heyetinin doğum yerlerine bak. Senin derdin Selanikliler değil. Senin derdin evladı Fatihan değil, senin derdin Gazi Mustafa Kemal Atatürk. Bunu biliyoruz.

SIĞINMACILARI GÖNDERECEĞİZ
Ülkemizin bir sığınmacılar sorunu var. Ensar, muhacir dediler. Tarımı sanayiyi onlar ayakta tutuyor dediler. 15 Temmuz’u onlar engelledi dediler. Yağmur onlar sayesinde yağıyor dediler. Sonra otobüsleri doldurup Kapıkule’ye kadar gönderdiler. Demek ki Ensar değil simsar ticaretiymiş bu. Cümle alem duysun; Memleket Partisi’nin iktidarında sığınmacıları göndereceğiz. Net. Esad’la masaya oturacağız. Şam’a büyükelçi atayacağız. Sığınmacıları göndereceğiz.

BAS PARAYI AL VATANDAŞLIĞI
Memleketin hali içler acısı. 400 bin doları bastığında vatandaş oluyorsun. 8 tane çocuk karı koca 10 kişi. Bas 400 bin doları 40 bin dolara vatandaşlık. Dünyada böyle bir vatandaşlık alma şekli yok. Portekiz’de vatandaşlık veriyor ama diyor ki 1 milyon Euro. Lizbon’a yerleşemezsin şu kenar mahallelere gidersin. 5 yıl oy kullanamazsın. Oturma hakkı vermem. Sayıyor, sayıyor, sayıyor çok özel durumlarda ancak verebiliyor. Bizde nasıl? Kişi başı bas 40 bin doları bas 50 bin doları, sabahleyin Muharrem İnce ile aynı haklara sahipsin. Her şey olabilirsin.
Seçme seçilme hakkı da var. Buna son vereceğiz. Bunu yok edeceğiz.

MEMLEKET PARTİSİ OLARAK DESTEK VERECEĞİZ
Bakın söylüyorum Zafer Partisi Genel Başkanı, milletvekili olduğu için bir kanun teklifi verdi. Dedi ki 10 yıl bunlar oy kullanamasın. Bizim iki milletvekilimiz var. Memleket Partisi olarak söz veriyoruz kanun görüşülsün, biz Memleket Partisi olarak evet oyu vereceğiz. Destekliyoruz.

DOĞRUYU KİM SÖYLERSE YANINDAYIZ
Bizim bir önyargımız yok bizim bir kompleksimiz yok. Bizim bir korkumuz yok. Bizim abdestimizden şüphemiz yok. Doğruya doğru deriz, yanlışa yanlış deriz. Ümit Özdağ’ın bu çıkışını destekliyoruz. Ama cem evleri ile ilgili sözlerini desteklemiyoruz. Doğruyu kim söylerse yanındayız. Yanlışı söylediğinde desteklemiyoruz. Biz Memleket Partisi iktidarında 45 gün içerisinde cem evlerini ibadethane olarak tanıyacağız. Bir yerin ibadethane olup olmamasına devletler karar veremez. O inanç grubu karar verir. O inanç grubu diyorsa ki burası benim ibadethanemdir, başımızın üstünde yeri vardır. İster bir kişi olsun ister bin kişi olsun, ister bir milyon kişi olsun. İnançlar kişilerin sayılarıyla ölçülemez.

YAŞAM ŞEKLİNE MÜDAHALE ETMEK İSTİYORSUNUZ
Mesela korona ile ilgili bütün yasaklar kaldırıldı. Müzik yasağı sürüyor. Eleştiren de yok bunu. Ya siz müzikten ne istiyorsunuz? Demek ki yaşam şekline müdahale etmek istiyorsunuz. Mesela bir ürünün vergisi fiyatını geçemez. Sigara paketinde 20 tane var. 3’ü sigara 17’si vergi. Buna itirazım var. İçki, içki, alkollü içki. Aman içkiyi savunursam yanlış anlarlar. Kim yanlış anlıyorsa anlasın. 4’de 3’ü vergi. 4’de 1’i içki parası.

ONLAR BAĞIMLIDIR
Bu içkiyi vatandaş mı içiyor devlet mi içiyor? Bence devlet içiyor. Ya 4 liranın 3 lirası vergi ise devleti yönetenler içiyordur. Onlar bağımlıdır. “İçkiyi anlatırsam muhafazakârlar alınır.” niye alınsın ya? Ben vergi sistemini anlatıyorum. Yurtlardaki tecavüzleri söylersem kızarlar. Kızan kızar. Nerede bir doğru var Muharrem İnce orada olacak, Memleket Partisi orada olacak.

KAFALARI KARIŞIK NE YAPACAKLARINI BİLMİYORLAR
20 yılda Türkiye’ye batıran bir AKP, bir Erdoğan var. Karşısında altılı masa var. Bu altılı masa memlekette çözüm üretebilir mi? Bir bakalım; seçim oldu, Erdoğan gitti, 6’lı masa geldi. Bir cumhurbaşkanı adayı var, 6’da genel başkan var seçimi kazandılar. Peki İstanbul Sözleşmesi ne olacak? CHP diyor ki biz imzalayacağız, Temel Karamollaoğlu diyor ki iyi ki çıktık.
Peki ne olacak? Ya onu konuşmayalım, peki. Ali Babacan dedi ki; “Ergenekon’u yeniden açacağız” Onu der demez Kemal Kılıçdaroğlu rahmetli Ali Tatar’ın eşinin ziyaretine gitti. Şimdi Ergenekon yeniden açılacak mı? Kılıçdaroğlu ziyaretleri devam mı edecek? Devam ediyorum “kamulaştıracağız” dedi birisi. Öbürü dedi ki o kadar kolay değil. Kamulaştıracaklar mı, kamulaştırmayacaklar mı? Mülteciler, birisi göndereceğiz diyor, diğeri o kadar kolay değil. Mesela bir başka konu, eğitim. Eğitimi ne yapacaksınız? Tarikatlara bırakacaklar mı, laik bilimsel eğitime devam mı edecekler? Kafaları karışık ne yapacaklarını bilmiyorlar. Bak ben söylüyorum. Türkiye’de kafası en net parti, Memleket Partisi’dir.

EĞİTİMİ CEMAATLERE VE TARİKATLARA ASLA BIRAKMAYACAĞIZ
Mesela Libya Tezkeresi’nde CHP hayır verdi. İyi Parti evet verdi. Seneye bir daha var Libya Tezkeresi. Biri “evet” biri “hayır” verirse hükümet o gün düşer. Bakın Memleket Partisi olarak söylüyorum. Eğitimi cemaatlere ve tarikatlara asla bırakmayacağız asla. Libya Tezkeresi’ne evet diyeceğiz. Çünkü Mavi Vatanı savunuyoruz. Doğru yapıldığında yanında olacağız. Azerbaycan Ermenistan ile savaştığında “ne işimiz var Azerbaycan’da” demeyeceğiz. Azerbaycan’a yapılan yardımı destekliyoruz. Muharrem İnce’nin cumhurbaşkanlığında daha fazla yardım yapacağız. Tavrımız net. Atatürk’ü asla tartıştırmayız. Terörün her türlüsünü şiddetle kınarız. Doğaya ve çevreye saygı esastır. Kadına şiddet ve çocuk istismarını yüksek sesle kınayacağız.

ÖRGÜTLER DİM DİK AYAKTA
Bize operasyon çekmek istediler. Çünkü bir yanda Cumhur İttifakı bir yanda Millet İttifakı. Biz üçüncü bir yoluz deyince ” Ya tıpış tıpış oy verilecek bir aday bulursak bu Muharrem İnce çıkıntılık yapar. İyisi mi bunun partisini çökertelim. Birilerine sözler verelim. O sözleri verip bir operasyon çekelim.” Ama Allah’a şükür örgütler dimdik ayakta, dimdik.

YAŞASIN MEMLEKET PARTİSİ
Gençler son sözlerim sizlere olsun. Biz geleceği konuşacağız. Tasarım diyeceğiz, marka diyeceğiz, nano-teknoloji diyeceğiz, uzay madenciliği diyeceğiz, robotları konuşacağız sizinle. Bizim ilham kaynağımız bu toprakların en büyük devrimcisi Gazi Mustafa Kemal Atatürk’tür. Biz bilimi ondan öğreneceğiz. Biz isyanı Şeyh Bedrettin’den, kula kulluk etmemeyi Pir Sultan’dan, hoşgörüyü Mevlâna’dan, diri olmayı, iri olmayı, bir olmayı Hacı Bektaşi Veli’den, aşkı Yunus Emre’den öğrendik. Vatan demeyi Namık Kemal’den, hürriyet demeyi Tevfik Fikret’ten, sevdalanmayı Nazım Hikmet’ten, korkma demeyi Mehmet Akif’ten öğrendik. Biz bu toprakların yılmaz bekçileriyiz. Biz susmayanlarız, biz korkmayanlarız, biz itaat değil itiraz edenleriz. Biz Memleket Partisi’yiz. Yaşasın Mustafa Kemal Atatürk. Yaşasın demokrasi. Yaşasın Türkiye Cumhuriyeti, yaşasın Memleket Partisi.

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.


HIZLI YORUM YAP
300x250r
300x250r